Skip to main content

Etiket: EOR

Her Şeyi Çözen İK Ekibinizin de Bir Destekçiye İhtiyacı Var: İK’nın Sorunlarına Kim Çözüm Üretiyor?

“İnsan Kaynakları bir sorunu çözerken diğerini çoktan not almıştır.”


Bu cümleyi bir İK uzmanı yüksek sesle okumasa da çoğu zaman içinden geçirir. Çünkü İK ekipleri organizasyonların görünmeyen kahramanlarıdır: İşe alır, işe alıştırır, geliştirir, motive eder, krizleri çözer, bazen ağlayan bir çalışanı sakinleştirir, bazen yöneticilerin sert e-postalarını daha nazik hale getirir. Peki ama bir soru soralım: Onlar için kim oradadır?

Bu yazı, hep çözüm sunanların da bir çözüme ihtiyaç duyduğunu hatırlatmak için.

İK da Bir İnsan: Sürekli Veren Sistemler Zamanla Tıkanır

İK profesyonelleri genellikle kurumu ayakta tutan yapı taşlarıdır. Ancak onlar da diğer departmanlar gibi sınırlı insan kaynağı, yoğun iş yükü ve değişen öncelikler arasında sıkışır. Kurumun kültürünü inşa ederken, işe alım süreçlerini yönetirken, bordro, mevzuat, eğitim, iç iletişim derken nefes almak bile lüks haline gelebilir. Hele bir de “Hadi şu açık pozisyonları hemen dolduralım, ama mükemmel adayları seçelim, üstelik bütçeyi aşmayalım” deniyorsa…

Sizce bir insan kaynakları uzmanı, tüm bu görevleri başarıyla yürütürken aynı zamanda sürekli motive kalabilir mi? Kalabilir – ama yalnız değilse.

Desteklenen İK, Tüm Organizasyonu Yükseltir

Bir kurumdaki en stratejik yatırımlardan biri, İK’nın yanında duran çözümler geliştirmektir. Çünkü İK’nın iyi işlediği bir yapı, yalnızca personel yönetimini değil, şirketin tüm çarklarının dengeli çalışmasını sağlar. İK’ya doğru destek verildiğinde, işe alım süreçleri hızlanır, nitelikli adaylara daha kısa sürede ulaşılır, adaptasyon süreci kolaylaşır, çalışan memnuniyeti artar.

Bu destek, bazen dış kaynak kullanımıyla (outsourcing), bazen uzman danışmanlıkla, bazen işe alımın, eğitim süreçlerinin ya da performans yönetiminin profesyonel araçlarla desteklenmesiyle mümkün olur. Çünkü artık iş dünyasında “her şeyi kendi başına yapmaya çalışan” ekiplerin zamanı geçmiş durumda. İyi desteklenen İK, iyi yöneten İK’dır.

Peki Ne Tür Sorunlara Çözüm Gerekir?

  • Açık pozisyonlar aylardır kapanmıyor.
    Çözüm: Hedef odaklı seçme-yerleştirme danışmanlık desteği, aday havuzlarının genişletilmesi, değerlendirme araçları ile doğru eşleşme.
  • İşe alınan çalışanlar hızlı ayrılıyor.
    Çözüm: Kuruma özgü onboarding süreçlerinin yeniden yapılandırılması, adaptasyon sürecinde çift yönlü geri bildirim mekanizmaları.
  • İK tek başına çok kalıyor.
    Çözüm: Mevcut İK ekibini destekleyecek dış kaynak hizmetleri (özellikle bordro, raporlama, eğitim ve mevzuat takibi alanlarında).
  • Yöneticiler İK’dan “her şeyi” bekliyor ama kaynaklar kısıtlı.
    Çözüm: Danışmanlık modelleriyle proje bazlı destek alınması, yükün doğru bölüştürülmesi, süreçlerin dijitalleştirilmesi.

İK’nın yalnız olmadığını bilmesi, hem ekip moralini hem de kuruma olan bağlılığı doğrudan etkiler. Unutmayalım: Yükü sadece taşımak değil, doğru şekilde bölüştürmek de bir stratejidir.

AVD’nin Yaklaşımıyla: Yanınızda Olan Sessiz Destek

AVD İK Danışmalık olarak, İK ekiplerinin yükünü hafifletmek, onların asıl değer yaratacağı alana odaklanmalarını sağlamak için çabalıyoruz. Kurumların seçme-yerleştirme, engelli istihdamı, EOR (Employer of Record), outsourcing, eğitim ve gelişim projeleri gibi pek çok İK sürecinde yanında duruyor; adeta uzatılmış bir kol, dışardaki iç kaynak gibi çalışıyoruz. İK uzmanlarının yanında bir uzman daha, bir stratejik bakış daha, bir nefes aralığı daha olmak için buradayız.AVD’nin sunduğu çözümler, sadece “desteklemek” için değil, İK’nın stratejik gücünü büyütmek için var. İK ekipleri, çoğu zaman görünmeden görünür işler yapar. Ama onlar da insandır; desteğe, motivasyona ve iş birliklerine ihtiyaç duyarlar. Onların da “Şimdi ben kimi arayabilirim?” dediği bir adresi olmalı. O yüzden bugün bir adım geri çekilip şunu düşünelim: İK’nın hep destek verdiği kurum, İK’ya nasıl destek veriyor?

İş Dünyasında Doğru Bağlantılarla Büyüme: Business Matchmaking Neden Kritik?

Diyelim ki harika bir ürününüz var. Hizmetiniz sağlam, ekibiniz güçlü, vizyonunuz net. Ama bir eksik var: Doğru iş ortağı. İşte tam bu noktada, “Business Matchmaking” yani iş dünyasında stratejik eşleşme süreçleri devreye giriyor. Çünkü günümüzde şirketlerin başarılı olmasında yalnızca “ne sunduğu” değil, “kiminle sunduğu” da belirleyici hale geliyor.

Tıpkı kişisel hayatlarımızda olduğu gibi, iş hayatında da “uyum” ve “doğru eşleşme” çok şey değiştiriyor. Hepimiz biraz da bu yüzden networking etkinliklerine koşuyor, kahveler içiyor, LinkedIn bağlantılarımızı her fırsatta güncelliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, doğru bağlantı bir fikri projeye, bir projeyi başarıya dönüştürebilir.

Peki Nedir Bu Business Matchmaking?

Business Matchmaking, temelde kurumlar arasında stratejik iş birliklerinin kurulmasına aracılık eden bir eşleştirme sürecidir. Burada amaç; benzer hedeflere sahip, birbirini tamamlayan veya sinerji yaratabilecek firmaların bir araya getirilmesidir. Yani klasik “tanıştırayım sizi” modelinden çok daha fazlası.

Kimi zaman bu eşleşmeler, potansiyel müşterilerle yapılır. Kimi zaman distribütörlerle, yatırımcılarla ya da tamamlayıcı hizmet sunan firmalarla. Doğru kişi ve kurumlarla yapılan her tanışma, işin çapını büyütür, yeni pazarlara açar ve beklenmedik fırsatların önünü açar.

Sadece Kartvizit Değil, Stratejik Değer

Business matchmaking, “tanışalım belki bir gün lazım olur” demek değildir. Bu model, gerçek bir ihtiyaca dayalı, hedef odaklı ve uzun vadeli iş birlikleri yaratmayı amaçlar. Bu yüzden başarıya ulaşması için üç temel unsur şart:

  1. Doğru analiz: Firmanın neye ihtiyaç duyduğunu anlamak.
  2. İsabetli eşleştirme: Uyum sağlayacak potansiyel ortakları belirlemek.
  3. Takip: İlk tanışmadan sonra ilişkiyi beslemek, yönlendirmek.

Aksi halde, o çok değerli toplantılar sadece “kartvizit alışverişi” ile kalır; hafızada unutulan bir kahve sohbetine dönüşür.

İş Dünyasında Evlilik Gibi: Uyum, Güven ve Ortak Vizyon

İki firma arasında kurulacak stratejik ilişki, tıpkı iyi bir evlilik gibidir. Taraflar birbirini tamamlamalı, ortak hayaller kurmalı ve birlikte büyümeyi istemelidir. “Sen üret, ben satayım”, “Sen geliştir, ben dağıtayım” gibi iş bölümleri güçlü iş birliklerinin temelidir. Ancak bu ortaklıklar sadece Excel tablosunda değil, gerçek insan ilişkilerinde sınanır.

Bu nedenle iş dünyasında “kimle yürüdüğün”, “ne kadar hızlı yürüdüğünden” bazen daha önemlidir. Çünkü doğru bağlantılar yalnızca mevcut sorunlara çözüm getirmez; size hiç aklınıza gelmeyen yeni kapılar da açabilir.

Peki Neden Bu Kadar Kritik Hale Geldi?

Globalleşen dünya, dijitalleşen süreçler ve değişen iş modelleriyle birlikte şirketler tek başlarına her şeyi yapamaz hale geldi. İş ortaklıkları, bilgi ve kaynak paylaşımı, uzmanlık alışverişi artık lüks değil; bir zorunluluk.

Ayrıca rekabetin bu kadar yüksek olduğu bir dünyada, doğru iş birliği sizi birkaç adım öne geçirebilir. Özellikle KOBİ’ler için, büyük oyuncularla ya da tamamlayıcı firmalarla kurulan bağlantılar, sıçrama tahtası görevi görebilir.

AVD ile Business Match: Stratejik Eşleşmeden Daha Fazlası

AVD İK Danışmanlık olarak, yalnızca kurumların iş gücü ihtiyaçlarına değil, aynı zamanda stratejik büyüme hedeflerine de odaklanıyoruz. Bu doğrultuda iş ortaklıklarımızda “birbirini tamamlayan yapı” anlayışını benimsiyoruz.AVD ile iş birliği, klasik bir tedarikçi-müşteri ilişkisinden çok daha fazlasıdır. İşe Alım, Outsourcing, EOR (Employer of Record), global yetenek kazanımı, eğitim programları ya da teknoloji çözümleri gibi alanlarda birlikte çalıştığımız partnerlerimizle uzun vadeli, karşılıklı kazanca dayalı modeller geliştiriyoruz. Doğru eşleşmenin sadece kurumları değil, değerleri de ortaklaştırdığına inanıyor; birlikte üretmenin gücünü önemsiyoruz. Eğer siz de büyümeyi yalnızca içeriden değil, doğru ortaklıklarla dışarıdan da beslemek istiyorsanız, işinizi birlikte büyütmek için buradayız.